26 kişi kendisini tutuyor, 3 arkadaşı var.
|
|
müzik6344 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
YIGITOZGUR4467 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
sanat3071 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
kahve2699 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
kadın1668 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |
|
|
jazz1658 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
yasak meyve1642 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |
|
|
hippi671 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |
|
|
sokak sanatı523 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
muzikbloglari101 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |
KADIN
Kimi der ki kadin
uzun kis gecelerinde
yatmak icindir
Kimi der ki kadin yesil bir
harman yerinde dokuz zilli
köcek gibi oynatmak icindir
Kimi der ki ayalimdir
Boynumda tasidigim vebalimdir
Kimi der ki hamur yoguran
Ne o , ne bu ne dösek
ne köcek ne ayal ne vebal
O benim kollarim bacaklarim
Yavrum annem karim
kiz kardesim hayat arkadasimdir
NAZIM HiKMET
8 Mart Dünya Kadinlar Gününüz Kutlu Olsun
14.
Yağmur çiseliyor,
korkarak
yavaş sesle
bir ihanet konuşması gibi.
Yağmur çiseliyor,
beyaz ve çıplak mürted ayaklarının
ıslak ve karanlık toprağın üstünde koşması gibi.
Yağmur çiseliyor,
Serezin esnaf çarşısında,
bir bakırcı dükkânının karşısında
Bedreddinim bir ağaca asılı.
Yağmur çiseliyor.
Gecenin geç ve yıldızsız bir saatidir.
Ve yağmurda ıslanan
yapraksız bir dalda sallanan şeyhimin
çırılçıplak etidir.
Yağmur çiseliyor.
Serez çarşısı dilsiz,
Serez çarşısı kör.
Havada konuşmamanın, görmemenin kahrolası hüznü
Ve Serez çarşısı kapatmış elleriyle yüzünü.
Yağmur çiseliyor.
YAĞMUR DAMLASI
Birazdan güneş, gökyüzünü kızıla boyayacak. Anlayacaksın ki:
Vakit yaklaşıyor.
Kızıl, sarı renkler arasında bulutundan kopup; düşeceksin.
-İşte özgürüm, diyeceksin; yağmur, özgürlüğün bir diğer adı bende.
Bulutundan ayrılmak seni hiç üzmeyecek. Çünkü biliyorsun; kaderinde ayrılık var. Ve sen hazırsın terk etmeye.
Yağmur yağacak... Düşeceksin... belki bir pencerenin camına çarpacaksın. Tam da o an da güneşin batışını izleyen bir çocuk, yavaş yavaş süzülen seni görünce, “yağmur yağıyor” diye çığlıklar atacak.
Belki de yanılıyorum.
Belki senin kaderinde, kilometrelerce süren bir yolculuktan sonra; bir genç kızın avuçlarına düşmek var. Biraz önce sahilde, yanındaki gence; “birazdan yağmur yağacak. Avuçlarımı açacağım. Anla ki avuçlarıma düşen damlaların sayısınca seviyorum seni.” Diyen bir kızın eline... Farzet ki düşeceksin.
Ama senin hayallerinde “sonun” böyle değildi. Hiç istemedin; ne bir avuca düşmeyi ne de bir cama çarpmayı.
Sen de tüm yağmur damlaları gibi, sonun toprak olsun istiyorsun. Bir kırmızı gülün yaprağına konsan... Toprağa düşsen... Can olsan...
Hele de vakit akşam üzeriyken.
Hele de şimdi.
Gökyüzü kızıla boyanmışken... Kopsan bulutundan alev alev yanan bir kırmızı güle düşsen. Saklasan bir gülün gözyaşlarını.
Vakit geldi. Ufuk, kızıla boyandı.
Ve sen...
Yağmur damlası...
ayrılık vaktinin geldiğini biliyorsun. Adını özgürlük koyduğun yağmur başladı. Çığlıklar atma zamanı:
-Özgürüm... “Yağmur” özgürlüğün bir diğer adı bende.
Ve düşüyorsun. Kayıyorsun. Rüzgar, seni bir yandan öte yana savuruyor... Gökyüzünde dans eder gibisin. Yeryüzüne yaklaştıkça, kırmızı bir gül; alev alev yanan, düşlerinde büyüyor. Umut ediyorsun; yolculuğun o gülün yapraklarında son bulsa...
Düşüyorsun...
Ve kayboldun...
Onlarca yağmur damlasının arasında artık seçilmiyorsun. Kim bilir belki bir pencerenin camına çarptın... Belki bir sevdalı genç kızın avuçlarına düştün... Ya da bir güle can oldun...
Ya da...
Yasemin şengür _ öykü(alıntıdır)